Erdoğan'dan 3. darbe açıklaması! Rubin' e yanıt verdi....

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir darbe girişimi daha olacak iddialarına ilişkin "Şimdi 3. darbe gelecekmiş. Bir tane ukala kendini bilmez, köşesinden bir şeyler yazıyor" dedi.

Erdoğan'dan 3. darbe açıklaması! Rubin' e yanıt verdi....

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni darbe girişimi iddiasına ilişkin "Şimdi 3. darbe gelecekmiş. Bir tane ukala kendini bilmez, köşesinden bir şeyler yazıyor. Ne diyor şair yürüyeceksin millet yürüyecek arkandan" dedi.

Michael Rubin, AEI.org adlı sitedeki köşesinde yayımlanan 12 Ekim 2016 tarihli yazısında "Erdoğan'ın hayatını kaybetmesine sebep olabilecek şiddette üçüncü bir darbenin yaklaşmakta olduğu" iddiasında bulunmuştu.

Konya'da toplu açılış töreninde konuşan Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

Nice alimlerin, ariflerin yatağı Konya'yı saygıyla selamlıyorum. Konya hep bizimle oldu, biz de hep Konya ile birlikte olduk. Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak bugüne kadar 30 defa Konya'yı ziyaret ettim. Her ziyaretimde gönlüm huzur bularak, ülkemin ve milletimin geleceğiyle ilgili ümitlenerek ayrıldım. Ayrılığımız bu sefer uzun sürdü, yaklaşık 10 aydır sizine görüşemedik. Konya 15 Temmuz'da ahde vefasını, kadir şinaslığını bir kez daha gösterdi. Biz de, ilk fırsatta gidelim hem hasret giderelim hem de kardeşlerimize şükranlarımızı sunalım istedik. Bugün Konya'ya geldik, cuma namazını Konya'da kıldık. Valiliğimizin ziyareti, şimdi toplu açılış töreniyle birlikte sizlerle beraberiz.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni darbe girişimi iddiasına ilişkin "Şimdi 3. darbe gelecekmiş. Bir tane ukala kendini bilmez, köşesinden bir şeyler yazıyor. Ne diyor şair yürüyeceksin millet yürüyecek arkandan" dedi.

Michael Rubin, AEI.org adlı sitedeki köşesinde yayımlanan 12 Ekim 2016 tarihli yazısında "Erdoğan'ın hayatını kaybetmesine sebep olabilecek şiddette üçüncü bir darbenin yaklaşmakta olduğu" iddiasında bulunmuştu.

Konya'da toplu açılış töreninde konuşan Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

Nice alimlerin, ariflerin yatağı Konya'yı saygıyla selamlıyorum. Konya hep bizimle oldu, biz de hep Konya ile birlikte olduk. Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak bugüne kadar 30 defa Konya'yı ziyaret ettim. Her ziyaretimde gönlüm huzur bularak, ülkemin ve milletimin geleceğiyle ilgili ümitlenerek ayrıldım. Ayrılığımız bu sefer uzun sürdü, yaklaşık 10 aydır sizine görüşemedik. Konya 15 Temmuz'da ahde vefasını, kadir şinaslığını bir kez daha gösterdi. Biz de, ilk fırsatta gidelim hem hasret giderelim hem de kardeşlerimize şükranlarımızı sunalım istedik. Bugün Konya'ya geldik, cuma namazını Konya'da kıldık. Valiliğimizin ziyareti, şimdi toplu açılış töreniyle birlikte sizlerle beraberiz.

Duracak mıyız? Durmayacağız. Yola aynı şekilde devam edeceğiz. Ne zamana kadar? Kıyamete dek bu kararlılığımız devam edecektir. Şimdi konuşuyorlar, efendim birinci darbe 17-25 atlatılmış, 15 Temmuz, atlatılmış... Şimdi üçüncü darbe gelecekmiş. Bir tane ukala kendini bilmez köşesinden bir şeyler yazıyor. Ne diyor şair; "Yürüyeceksin millet yürüyecek arkandan!" 15 Temmuz bunun en güzel ifadesi oldu. Birileri farklı şeyler söylediler? Ne dediler "Almanya'ya iltica, İtalya'ya iltica" Ama bilmiyorlar ki biz bu yoldaki terbiyemizi alırken şöyle aldık; eğer bizler taşısın arkasına saklanırsak millet dağın arkasına saklanır. Ve meydanlara dediğimizde, benim aziz milletim şehadete yürüdü. Fakat, sevgili Konya fakat bu Konya bir başka, bir başka şu anda elektrikler kesiliyor yine meydana, su kesiliyor yine meydana yahu komut bekleyin. Evvel Allah biz biliyoruz Konya'nın yüreğinin biz nasıl olduğunu biliyoruz, inşallah Selçuklu'nun başkentinden Kılıçaslan'ın miğferinin yer aldığı bu meydandan başka bir şey çıkmaz. "Herkes meydana" dendiği zaman er meydanına yine koşarız.

 

Hatırlarsanız Cumhurbaşkanlığı seçiminden bir gün önce, 2014 yılı 9 Ağustos'unda Konya'ya geldiğimde sizlerin huzurunda şöyle dua etmiştim; Unutmayın biz de sizleri bırakmayız, biraz arkadaşlar dikkatli olalım ezilenler falan olabilir aman dikkat. Ben de sizin yanınızdayım, aman dikkat. Buradayım.

Cumhurbaşkanlığı seçiminden bir gün önce, duamız neydi şöyle bir hatırlayın; "Bizim Resulümün izinden ayırma Rabbim, bize Kılıçaslan cesareti ver Yarabbim, Allah'ım bizi kıyamet gününde onlara mahçup etme, bize takatimizi aşacak yük yükleme. Kardeşliğimizi, birliğimizi, dirliğimizi bozma. Bozmak isteyenlere fırsat verme Yarabbim" Evet, aradan geçen 2 yıl sonra bu duaya ne kadar ihtiyacımızın olduğunu birçok kez sınanarak gördük. Milyonlarca mazlumun desteği ile bugünlere geldiğimizi çok iyi biliyorum. 2002 yılından bu yana Türkiye'nin yaşadağı badireleri şöyle bir gözden geçirelim; Bismillah deyip Irak kriziyle başlayan dönemin Cumhurbaşkanı'nın önümüze çıkardığı engeller, Danıştay saldırısı gibi provakasyonlarla devam eden bir süreçle karşı karşıya kaldık. 28 Nisan süreciyle devam etti. Anafartalar bombası, Güngören patlaması, Aktütün saldırısı, partimize kapatma davası açılması gibi birçok olay arka arkaya geldi. Davos'u hatırlarsınız dimi, Mavi Marmara gemisinin saldırıya uğraması. Daha sonra TSK'nın CHP ve MHP'yi dizayn etmesine yönelik hadiseler yaşadık. Bir kuşatma ile dışarıdan çok fazla dillendirmesek de ciddi bir mücadele başladı. Ama bunu açıklayamıyorduk, karşımızdaki güçleri tam olarak tanımlamakta güçlük çekiyorduk. 2013 yılına geldiğimizde önce Gezi olaylarıyla, daha sonra 17-25 Aralık darbe girişimiyle, MİT TIR'larının durdurulmasıyla yer yerine oturmaya başladı her şey. Daha sonra yapılan seçimler bu mücadelenin hep birer aşamasıydı. 2015 Haziran'da ortaya çıkan belirsizlik sonucu üslupların nasıl değiştiğini hatırlıyorsunuz değil mi? Çukur eylemleriyle terör örgütünün nasıl bize saldırdığını hatırladınız değil mi? Yasin Börü'yü üçüncü kattan nasıl atıp şehit ettiklerini unutmadık değil mi? DEAŞ da bu kervana katıldı. 

Gaziantep'te 14 yaşında bir yavruya Messi forması giydirip onu canlı bomba olarak kına törenine gönderip orada patlattılar ve 56 kardeşimizi şehit ettiler ve 100 kadar vatandaşımız orada yaralandı. Kimdi bu operasyonun sahibi? DEAŞ. O güne kadar sustuk, sabrettik. Ama artık "Son" dedik, Cerablus'a girdik. Şu an Cerablus halkı oraya yerleşmeye başladık. Arkadan Rai'ye girdik, ılımlı muhaliflerle ilerliyoruz. Bu ülkenin güvenlik güçlerini herkes bilecek. Koalisyon güçleri niçin PYD ile hareket ediyor, niçin PYD ile hareket ediyor. İşte bu muhalif güçlerin tamamına yakını bize dost, 63 ülke var koalisyon içinde. Hele hele NATO ülkeleri var ki bunların stratejik ortağı biziz. Bunların teröristleri eğitmesini anlamakta zorlanıyorum. Koalisyon güçlerinin içinde yer alanlar lütfen daha önce ifade ettiğimiz gibi siz DEAŞ'la mücadeleyi YPG ile PYD ile değil, gelin 63 ülke, bakın 63 ülkeden bahsediyorum. 63 ülke DEAŞ'ı halledemiyorsak biz bu işi bırakalım. Bakın tuzak başka, oyun bizim üzerimizde oynanıyor. Biz bu oyuna ne Suriye'de ne Irak'ta prim vermeyeceğiz. PYD ve YPG'ye silah vermeye devam edeceğiz diyorlar. Amerika'daki seçimlerde diyorlar. Yazıklar olsun, yazıklar olsun. Senin müttefikin biziz, adımını bizimle beraber atacağız. Eğer biz size "Yanlış yapıyorsunuz" diyoruz. Şu an çok ciddi bir mücadele yürütüyoruz. Biz her terör örgütünden her kahpeliği bekliyoruz, ona göre hazırlığımızı yapıyoruz. 

YENİ UYGULAMALAR GELİYOR

Allah bizlere akıl, irade verdi değil mi? Rabbim birçok yerde yüzlerce yerde ne buyuruyor biliyor musunuz? "Akledenler için ayetlerimizde büyük hikmet vardır" diyor, işte Konya'daki kardeşlerimi ben o "akledenler" olarak görüyorum. Sizin bu kararlılığınızla beraber geleceğe yürüyoruz. Bu FETO'cularda gerçek anlamda pişmanlık duyan çok az kişi olduğunu görüyorum. Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanettir. Aynen böyle oldu mu? Oldu. Bir şey daha diyordum, "İnlerine gireceğiz inlerine" girdik mi? Ama daha bitmedi, devam ediyoruz. Şimdi yeni uygulamalar geliyor, bu yeni uygulamanın adımlarını da atacağız birkaç hafta içinde yeni uygulamaları da göreceksiniz. Bu milletin evladı değillerse gereğini biz yapacağız. Hala bir kısmı 15 Temmuz'u FETÖ denen bu ihanet çetesinin gerçekleştiğine inanmak istemiyor. Bir kısmı da 15 Temmuz'la ilgili tek pişmanlığı darbenin başarıya ulaşamamış olmasıdır. Hakikat güneş gibi ortada. Artık bunlara üzülmüyoruz. Artık FETO, PKK'dan daha tehlikelidir. Bizim artık bu görüşe bakışımız MGK kararında diğer terör örgütlerinden geri değildir. PKK'ya DEAŞ'a bakışımız neyse bunlara da bakışımız odur. Bakın tövbe kapısı herkese açıktır, devletimizin şefkat kapısı da açıktır. Gelsinler bildiklerini anlatsınlar, devlet onlara gerekli kolaylıkları sağlayacak. 

İdam diyorlar, kardeşlerim Batı ne derse desin haklı bir taleptir. Beni milletim ilgilendiriyor, dünyanın büyük bir çoğunluğunda idam var mı? Var. Kardeşlerim bunun kararını parlamento verir. Milletim şu an parlamentoya teklif yapıyor, idam istiyor. Parlamento o zaman nasıl idamı kaldırdıysa yine tartışmalı, kararını vermelidir. İdam kararını veriyorsa kardeşlerim, icra gereğini yapmalıdır. Kanaatimi bu kadar erken açıklıyorum. Niye? Ben 241 şehidimizi, terörde mehmetlerimizi şehit edenleri, katilleri unutamam. Onlar bunun bedelini ödemelidir ve bunların af yetkisi bize ait değildir. Bunların af yetkileri annelerine, babalarına aittir. Bu konuda biz konuşamayız. Batı konuşamaz. Yasalarımız teklifi parlamentoya vermiş, parlamento ne karar verirse o olur.

Bazıları diyor ki 15 Temmuz operasyonlarında çok mağdur var deniyor. Kimse mağdur edebiyatı yapmasın. Asıl mağdur kim biliyor musunuz? 241 şehidimizin yakınları, 2194 gazimizin yakınları mağdur. Bu ülkeyi bu hale sokanların yakınları mı mağdur? Şu anda yapılan işlemler 15 Temmuz gibi bir ihanet girişimi karşısında yapılacak en asgari işlemdir. Demin söyledim ya; bu kardeşinizi öldürmeye gelenler yakalanıyor, ama onları öldürmüyorlar yargıya teslim ediyorlar. Yüzlerce masumu katleden kardeşlerimizi milletimiz, birkaç taşkınlık dışında götürmüş güvenlik güçlerimize teslim etmişlerdir. Güvenlik güçlerimiz de bütün gece kendilerini bombalayan bu kişileri götürüp adalete teslim edilmiştir.

Cezaevindeki işkence iddiaları zinhar yalandır. Diğer mahkumlar hangi şartlarda cezaevinde kalıyorsa onlar da aynı şekilde barındırılıyor. Elbette eksikler olabilir, yanlışlar çıkabilir, tespit edilir edilmez bunlar konusunda da gereken yapılıyor, yapılacaktır. Ama mağduriyet edebiyatıyla 15 Temmuz operasyonlarının önüne geçmeye çalışıyorlarsa beyhude yere çaba sarf ediyorlar. 15 Temmuz uygulamasında yapılanlar, yapılabileceklerin en asgarisidir. Eğer 15 Temmuz'da milletimizin asil duruşu olmasaydı Suriye gibi, Irak gibi iç savaş ateşiyle yanan bir ülke haline gelmiş olacaktı. Görevden alınmış, tutuklanmış, finansman kaynaklarına el konmuş çok mu? Bugün Türkiye güven içindeyse, bugün sizlerle buluşabiliyorsam, Suriye'de, Irak'ta bekamıza karşı güvenli bir mücadele yürütebiliyorsak FETO alçaklarından temizlendiğimiz içindir. Temizlik şart, görevden almak şart. Dünyayı onlara dar ediyorsak bunu önce Rabbimin hidayetiyle, milletimizin 15 Temmuz'da gösterdiği gayrete borçluyuz. Bu hainliğin hakkını sormamak milletime haksızlık olur, hatta ihanet olur. Ülkemizin ve milletimizin düşmanı kim varsa onların da kökünü kurutmadan bu mücadele bitmeyecek. Şimdi hazır mısınız? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.

MUSUL'DA KOALİSYON GÜÇLERİ İÇİNDE OLMAKTA KARARLIYIZ

 

Varsa başka iddiası, başka niyeti olan mertçe ortaya çıksın kozlarımızı paylaşalım. Terör örgütlerini maşa olarak kullanarak üzerimize gelenler bilsinler ki bu maşalar kendilerini de yakacak. Bu bir tehdit değil, ikazdır. 1984'ten beri yaşıyoruz, terör örgütlerinin kanlı pençelerinin nereye kadar uzanabileceğini biliyoruz. Her kim FETO'yu, DEAŞ'ı, PKK'yı kucağında taşıyorsa bu örgütün eninde sonunda zehrini oraya akıtacağını bilmelidirler. Türkiye'nin kimsenin toprağında gözü yoktur. Kimsenin egemenliğinde gözü yoktur. Kendi geleceğimizi, bölgedeki kardeşlerimizin geleceğini güvence altına almak için yapmamız gerekeni yapıyorsak. Bölge ile ilgili hesapları bozmazsak yarın bunun bedelini ödeyeceğimizi biliyoruz

Ya biz elimizi kolumuzu sallaya sallaya gelmedik ki, bizi davet eden sizsiniz. Şimdi de buradan çıkın diyorsunuz, bizim soydaşlarımız var orada. Ve sayın Abadi, gelmemizi istemediğini söylüyor. Az önce sevgili Davutoğlu söyledi, geldiğinde bizzat kendisi bu talebi yaptı. Biz de onun üzerine oraya gittik. Şu anda biz koalisyon güçlerine talebimizi ileteceğiz. Biz Irak'ta, koalisyon güçleri içerisinde yerimizi almakta kararlıyız. Koalisyon güçleri Türkiye'yi istemiyorsa B planımız devreye girer, o da olmazsa C planını uygularız. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir kabile devleti değildir, bunu böyle bilsinler. Kimse bizi içişlerine karışmakla itham etmesin, biz kimsenin içişlerine karışmıyoruz. Biz kendi güvenliğimizi sağlamaya çalışıyoruz. Türkiye güvendeyse bölgedeki herkes için bir umut vardır. Türkiye güvende değilse zaten kimse bölgede güvende değildir. Yaşadıklarımızdan ders alarak daha güçlü, daha büyük bir Türkiye için çalışmak, sorumluluk üstlenen herkesin sorumluluğudur.

loading...