İlhan İrem: Gizli bir el tarafından konserlerim 2 yıldır engelleniyor

İrem, ''Hatta yeni şarkılardan oluşacak albüm çalışmalarımın da bir şekilde zora koşulduğu konusunda duyumlar alıyorum" dedi.

İlhan İrem: Gizli bir el tarafından konserlerim 2 yıldır engelleniyor

Sözcü'den Gökmen Ulu'ya konuşan İlhan İrem'in açıklamaları şöyle:
Daha görünür olacağım

– Sizi pek göremiyor ve özlüyoruz. Niçin inzivadasınız?

İnzivada değilim. Uzun yıllar önce aldığım bir kararla popüler kültür vitrinlerinden ve ekranlardan uzak duruyorum. Yalnızca yılda bir ya da iki konser veriyorum ve albüm çalışmalarımı sürdürüyorum.

– Halkımız sizi merak ediyor. Nerede yaşıyorsunuz? Günleriniz nasıl geçiyor?

Sadece fizik olarak yokum. Yakın takipçiler bana ve anlatımlarıma her yerde ulaşılabiliyor. Dinleyicilerimden ‘Yılda bir konserin yetmediğini, yeni albümler beklediklerini' belirten pek çok mail alıyorum. 2017 yılında biraz daha görünür olacağım. Öncelikle, 29 Ekim tarihinden itibaren 43 yıldır yazdığım bütün şarkılar dijital platformlarda yayınlanmaya başladı.

Ayrıca CD olarak hepsi yayında olan, müzik tarihimdeki tüm albümlerim, 17 Ocak'ta plak formatı ile yayınlanmaya başlayacak. Bugüne kadar bestelerimin başkaları tarafından seslendirilmesine, dizilerde, filmlerde, reklamlarda kullanılmasına izin vermedim. 2017'den başlayarak, uygun koşullar olduğunda, bestelerimin başkaları tarafımdan seslendirilmesine, filmlerde ve ekranlarda yer almasına izin vereceğim.
Bütün kavramlar sahte...

– Sanat üretiminiz devam ediyor mu? Yeni albüm çalışmanız var mı?

Evet. Birçok şarkı yazdım. 2017'de yeni şarkılarımı yayınlayacağım ve uygun ekranlarda seslendireceğim.

– Konser vermeyi düşünüyor musunuz?

Yeni konserler için yoğun talep var. Aşık ruhlarla karşılıklı hasret giderdiğimiz buluşmaların her biri konserden çok ışıklı kalabalıkların ruh temasları ve arınma zamanları olarak yaşanıyor. Yeni yılda konserlerin sayısını çoğaltmak istiyorum.

– Ülkemizde günümüz müziğini nasıl buluyorsunuz?

Her şey bambaşka ve pırıl pırıl olabilirdi. Hayatımız, sanatımız, ilişkilerimiz, sokaklarımız, doğamız, sahillerimiz, eğitim sistemimiz, siyasetimiz maalesef giderek bir batağa saplandı. Oysa yüz yıl önce geleceğin ufkuna bir gökkuşağı çizilmişti. Gerilemeyi ilerleme diye topluma zerk eden zihniyet, türlü karalamalarla gerçekleri ekseninden kaydırarak, kendi ufukları kadar bir gelecek çizmeye başladı. Güzellikler karartıldığı için insanlar yetinmeyi öğrendi. O yüzden bazı istisnalar dışında, artık bütün kavramlar sahtedir. Bu kıyamet ortamında mucizevi bir şekilde yetişen aydınlık fikirli insanlar ve onların çağdaş eserleri, çölde açan çiçekler gibi…

– İnsanları ikiye ayırarak niteliyorsunuz. “Çürükler” ve “Sağlamlar.” Biraz açar mısınız?

Uzun yıllardır çürükler dünyasında yaşadığımızı hissettiğim için son yazımda bu konuya değindim. İlk çağlardan beri var olan bu kavramların karşılığı bütün kültürlerde aynıdır. Çürük veya sağlam denildiğinde, tek kelime her şeyi anlatır ve başka söze gerek yoktur. Ama eğer bir toplumun sözlüğünde, değiştirilemez bazı kavramların anlamları değiştiriliyor, içi boşaltılıyor, hatta birbirine zıt kavramlar birbiriyle yer değiştiriyorsa, tehlike büyük demektir. Sevgi, insanlık, adalet, eşitlik, özgürlük, barış, bağımsızlık, demokrasi, vatanseverlik gibi kavramlar evrenseldir ve anlamları yöresel isteklere göre değiştirilemez. Çoğunluğun farklı düşünmesi yanlışı doğru yapmaz. Sadece daha çok insan yanılıyor anlamına gelir. Yanlış yine yanlıştır. Doğruyu savunan bir kişi kalsa bile!
1999 yılında dava etti

– 17 yıl önce, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'e iktidar çevrelerinin “Hocaefendi” dediği günlerde siz “Fetuş” demiştiniz. Başınıza neler gelmişti?

Şimdilerde ‘aldatıldık' diyenlerin birçoğunun paralel yapı ile paralel oldukları yıllardı. O yazı üzerine Fetullah Gülen bir milyar liralık tazminat davası açtı. Mahkeme üçyüz milyona karar verdi ve davayı Fetullah Gülen kazandı. O yıllar sahnelerden uzak durduğum, konser vermediğim yıllardı. Bu nedenle çalışmalarıma bir engelleme girişiminde bulunup bulunmadıklarını bilmiyorum.
İktidarların en büyük hatası sanattan ve sanatçıdan korkmaktır

– Devlete hükmedenlerin ve güç odaklarının sansür ve baskılarıyla karşılaştınız mı?

2006 yılından beri yılda bir veya iki konser veriyorum. Ve iki yıldan beri gizli bir el tarafından konserlerim engelleniyor. Dinleyicilerin coşkulu talepleri ve aylar öncesinden tükenen biletlere rağmen engelleniyorum. Hatta yeni şarkılardan oluşacak albüm çalışmalarımın da bir şekilde zora koşulduğu konusunda duyumlar alıyorum. Sanat hayatımın en verimli çağındayım.

Bunun vebalini kim ödeyecek? Gerçi artık sadece cumhuriyetçi aydınlar, çağdaş gençler, Atatürkçüler, muhalif yazarlar, yüksek sesle itiraz edenler değil görüntüleri ve hayat biçimleri zihniyetlerine uymayan herkesin özgürlük ve yaşam hakları tehlikededir. Onlar gibi düşünmeyenlerin üzerinde büyük bir mahalle baskısı uygulanmaya başlandı. Bu anlamda onların düşüncelerine uymayan bütün konserleri, konser salonlarını ve her şeyi engellemek istiyorlar. En katı engizisyon döneminde, derebeylik zamanında bile sanatçı korunmuş ve toplumun gözbebeği olmuştur. Böyle bir ortamda düzene teslim olmayan iş çevrelerinin, sanatçıya ve sanat eserine destek olmak gibi bir misyonlarının olmasının gerektiğine inanıyorum. İktidarların en büyük hatası, sanattan ve sanatçılardan korkmaktır.

ilhan irem
loading...