Oda Tv davasında mahkeme başkanı: Gazeteciler içeri alınmayacak

Yaptığı haberler ve açıklamalarında 'PKK ve FETÖ propagandası yaptığı' iddiasıyla 30 Aralık 2016'da tutuklanan gazeteci Ahmet Şık ile Nedim Şener, Soner Yalçın, Yalçın Küçük ve Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın aralarında bulunduğu 13 kişinin yargılandığı Oda TV davasının karar duruşması Çağlayan’daki İstanbul Adliyesinde 18. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı.

Oda Tv davasında mahkeme başkanı: Gazeteciler içeri alınmayacak

11.53: Soner Yalçın: Bu kişiler cinayetten yargılanmalıdır. Kararınızla siyasallaşan yargının son bulacağının ışığını bize verin.

11.52: Soner Yalçın: Gerçeği bulma ve yazma konusunda katı ve acımasız oldum; kimseye taviz vermedim; eğilmedim.

11.50: Soner Yalçın: Uğur Mumcu gibi… Musa Anter gibi… Hrant Dink gibi… Büyük gazeteciler her zaman en yürekli olanlardır.

11.45: Soner Yalçın mütalaaya karşı konuşmasına başladı.

11.38: Ahmet Şık'ın savunması sona erdi. Soner Yalçın'in savunması başladı

11.37: Ahmet Şık'ın duruşmaya kelepçeyle getirildiği öğrenildi. Şık, davanın savcısı ve hakimi Zekeriya Öz ve Mehmet Ekinci'den dem vuruyor. Ekinci'nin kaçma şüphesiyle onları tutuklarken kendisinin geçenlerde kaçarken yakalandığını hatırlatıyor.

11.35: Ahmet Şık savunmasına başladı. "Türkiye bir gariplikler ülkesi ve her dönemde birçok absürtlük yaşandı. Şimdi de George Orwell mezarında ters dönse hakkıdır. Cumhuriyet gazetecileri izleyici sıralarında değiller Tıpkı bunun gibi bir kumpasla 108 gün önce tutuklandılar. Burada olması gerekenler burada yok. Avukatlarım Bülent Utku, Akın Atalay. Gazeteci arkadaşlarım izleyici sıralarında değil, hapisteler" dedi

11.27: Mahkeme başkanı: Gazeteciler içeri alınmayacak!

11.24: Ahmet Şık’ın yanına tutuksuz sanıklar oturdu.

11.23: Kendisinin daha önce duruşmada kalpak takılmasını istediğini ancak kabul edilmediğini söyleyen Küçük, heyetteki türbanlı hakimi hatırlatarak "Görüyorum ki türbana izin veriliyor, kalpak cumhuriyetin simgelerinden biridir, izin verirseniz takmak istiyorum" dedi. Mahkeme heyeti kabul etti.                      

11.16: Yalçın Küçük kalpak takmak için mahkemeden izin istedi, mahkeme izin verdi.

 

11.14: Duruşma başladı. Yoklama yapılıyor. Ahmet Şık'ın duruşma salonunda.

11.10: Sanıklar ve izleyiciler duruşma salonuna alındı.

10.41: Duruşmaya, Müyesser Yıldız ve Mümtaz İdil dışındaki tüm sanıklar katılıyor. Ahmet Şık'ın Cezaevi'nden getirilmesi bekleniyor.

10.27: Duruşma salonuna hala kimse alınmadı. Ahmet Şık'ın getirilmesi bekleniyor.

10.07: Duruşma salonunun önünde davanın başlaması bekleniyor.

9.52: Özgür Mumcu Odatv Davası ve tutuklu Ahmet Şık için yapılan açıklamayı okudu.

 "Rezalet rezalet"

Silivri Cezaevi'nde tutuklu olarak bulunan Ahmet Şık Çağlayan'a getirildi. Mahkeme başkanı duruşmayı izlemeye gelen gazetecilerin içeriye alınmayacağını açıkladı. Duruşmanın başlaması beklenirken gazetecilerin çoğu salona alınmadı. Gazeteciler duruma tepki gösterdi. "Rezalet rezalet" diye slogan atan gazeteciler "Adalet istiyoruz be, yeter; delirttiniz artık!" diye bağırdı.

Gazeteciler Çağlayan'da buluştu

Gazeteciler ve milletvekilleri duruşma öncesi saat 09.30'da dayanışma için bir araya geldi. Gazetecilerin, buluşmanın anonsu için çektikleri videoda "Oda TV davası bitiyor, kumpas sürüyor. Susmadık, susmayacağız! Ahmet çıkacak yine yazacak!” ifadeleri kullanılmıştı.

Destek olmak için gelen gazeteciler ve milletvekilleriyle birlikte Çağlayan'da bulunan ve basın açıklamasını okuyan Cumhuriyet yazarı Özgür Mumcu, "Eğer Fethullahçı darbe gerçekleşmiş olsaydı Ahmet Şık yine hapse atılacaktı!   Gazetecilik suç değildir; yansak da dokunacağız!" dedi.

Ayrıca CHP milletvekilleri Mahmut Tanal, Sezgin Tanrıkulu, İlhan Cihaner ile gazeteciler Tuğrul Eryılmaz ve Rengin Arsla, PEN Yönetim Kurulu üyesi Burhan Sönmez mahkemeyi izlemek için Çağlayan'da bulunurken Berkin Elvan'in ailesi ve Nörolog Gençay Gürsoy destek olmak için geldi. 

"Cemaatin ipliğini pazara çıkaran Ahmet Şık nerede?"

"Bu yüzden söylenecek bir son sözümüz var"

Geçtiğimiz duruşmada davanın savcısı mütalaasını açıklamış ve “Somut ve yeterli delil olmadığı” gerekçesiyle tüm sanıkların beraatini talep etmişti. Mütalaanın ardından söz alan Ahmet Şık, “Sizin söylediğiniz basitlikte bir hükümle bu davanın kapatılmasını istemiyorum” diyerek şunları söylemişti:

“Biraz önce salonda olmayan avukatlarımın isimlerini okudunuz. Avukatlarım Bülent Utku ve Akın Atalay, bu komplo davasındaki savunmanlık görevlerini yerine getirmek üzere burada olmaları gerekirken bir başka komplo ile şu anda hapisteler. Bizlerin özgürlüğümüzün gasbedilmesine yol açan komplo ile onların özgürlüğünün gasbedilmesine neden olan komplo arasında fark yoktur. Odatv ve benzer davalardaki komplolar bugün yaşadığımız faşizmin nedenidir. Bu nedenle bu dava öyle basit bir hükümle kapatılamaz. Bu yüzden söylenecek bir son sözümüz var.”

“FETÖ, PKK ve DHKP-C propagandası yaptığı” iddiasıyla Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Şık’ın duruşmaya katılabilmesi için hâkim tarafından müzekkere yazıldı. 

Ahmet Şık 375 gün cezaevinde kalmıştı

Ahmet Şık 3 Mart 2011’de, Ergenekon soruşturması kapsamında evinde ve İstanbul Bilgi Üniversitesindeki odasında yapılan arama sonrasında gözaltına alınmış, ardından tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Şık, 375 gün cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilmişti.

Dava süreci nasıl gelişti?

Ergenekon kitapları...

Radikal gazetesinden çalışma arkadaşı Ertuğrul Mavioğlu ile birlikte yazdığı 'Kontrgerilla ve Ergenekon'u Anlama Kılavuzu' ve 'Ergenekon'da Kim Kimdir?' kitaplarında, "Ergenekon Soruşturması'nın gizliliğini ihlal ettiği" iddiasıyla üç yıl hapis istemiyle yargılandığı davadan 13 Mayıs 2011'de beraat etti.

"Dokunan yanar"

3 Mart 2011 tarihinde, Ergenekon Soruşturması kapsamında evinde ve İstanbul Bilgi Üniversitesi'ndeki odasında yapılan arama sonrasında gözaltına alındı. Şık, gözaltına alınırken Gülen Cemaati'ni kastederek "Dokunan yanar arkadaşlar" dedi.

5 Mart günü tutuklanma talebiyle mahkemeye sevkedildi. 6 Mart 2011'de "Ergenekon terör örgütüne üye olma" suçundan tutuklanarak gazeteci Nedim Şener ile birlikte Metris Cezaevi'ne gönderildi.

Aynı soruşturmada Oda TV muhabiri İklim Kaleli Bayraktar, Oda TV Ankara Temsilcisi Mümtaz İdil, OdaTV'nin Koordinatörü Doğan Yurdakul, gazeteci Müyesser Yıldız, gazeteci Sait KılıçAydın BıyıklıCoşkun Musluk gözaltına alındı. Dava 'OdaTV davası' olarak adlandırıldı.

"Ahmet Şık'ın kitabı bende de var"

25 Mart 2011’de Ahmet Şık’ın tutuklanmasının ardından Facebook üzerinden başlatılan "Ahmet Şık'ın Kitabı Bende de Var" adlı kampanyaya iki günde 58 bin kişi imza attı.  

14 Temmuz 2011'de Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Basın Özgürlüğü Ödülü Ahmet Şık'a verildi.

16 Kasım 2011’de Ahmet Şık’ın “İmamın Ordusu” adını vermeyi planladığı, üzerinde çalışmalarını sürdürdüğü ve devlet içinde Fethullah Gülen örgütlenmesini konu alan kitabı “000 Kitap – Dokunan Yanar” adıyla yayınlandı ve İstanbul Kitap Fuarı’nda okurla buluştu.

Tahliye

12 Mart 2012 tarihinde Nedim Şener'le birlikte tahliye oldu.

Çıkışta kameralara şunları söyledi:

“Bu komployu kuran, yürüten polisler, savcı ve hakimler bu cezaevine girecek. Ben burada hepinizin önünde ant içiyorum. Onlar buraya girdiğinde bu ülkeye adalet gelecek. O cemaat bağlantılı, o çete bağlantılı adamlar buraya girecek. Bunu da buraya yazıyorum. Cemaatçi olup da çete gibi çalışan emniyetteki ve yargının içerisindeki bürokratik örgütlenme içerisindeki adamlardır bunun asli sorumluları. Siyaseten sorumlusu da bunlara cevaz verdiği için ve sesini çıkartmadığı için AKP’dir.”

Gazeteci Aydın Engin’in 6 Şubat 2017 tarihli “Silivri Kahini Ahmet Şık” başlıklı yazısında verdiği bilgilere göre, Oda TV davası sürecinde yer alan 38 polis, savcı ve yargıç, Ahmet Şık’ın kendilerini tehdit ve kendilerine hakaret ettiği iddiasıyla şikâyetçi oldular. Dava açıldı. Şık, 21 Şubat 2017’de hakim karşısına çıkacak. Şık’tan şikayetçi olan 38 polis, savcı ve yargıçtan 30’u komplo kurmaktan tutuklu olarak Silivri Cezaevi’nde tutuklu.

Basın özgürlüğü ödülü aldı

11 Nisan 2014'de İstanbul 36. Sulh Ceza Mahkemesi, 11 Eylül 2013 akşamı Beyoğlu’ndaki eylemde görev yaparken polise “faşist” dediği iddiasıyla yargılanan gazeteci Ahmet Şık’ı beraat ettirdi.

2 Mayıs 2014’te Uluslararası medya çalışanlarının oluşturduğu UNESCO Guillermo Cano Dünya Basın Özgürlüğü Ödülü’nü aldı.

AİHM süreci

8 Temmuz 2014'te AİHM, OdaTV davasından yargılanan ve 375 gün tutuklu kalan gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener’in “özgürlük ve güvenlik hakkı” ile “ifade özgürlüğünün” ihlal edildiğine karar verdi, Türkiye tazminata mahkum oldu.

2015'te yazdığı "Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda" adlı kitabı dolayısıyla hakkında bir soruşturma daha açıldı. Gazeteci Ahmet Şık'ın AKP-Gülen cemaati ilişkisini ele aldığı "Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda" adlı kitabında, Başbakan Binali Yıldırım'a kamu görevinden dolayı hakaret ettiği iddiasıyla yargılanmasına devam ediliyor.

Ahmet Şık, 15 Temmuz darbe girişimi hakkında bianet'e verdiği röportajda "15 Temmuz Gecesi Ne Olduğu Tam Anlatılmıyor" demişti.

Şık en son Cumhuriyet gazetesine 15 Temmuz darbe girişimi hakkında 8-13 Mart 2016 tarihleri arasında altı gün süren bir yazı dizisi hazırlamıştı.

Kitapları "Ergenekon'da Kim Kimdir?" (Ertuğrul Mavioğlu ile birlikte), "Kontrgerilla ve Ergenekon'u Anlama Kılavuzu" (Ertuğrul Mavioğlu ile birlikte), "000 KİTAP - Dokunan Yanar, Pusu Devletin Yeni Sahipleri" ve "Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda". 

Şimdi de “FETÖ ve PKK propagandası”

Ahmet Şık, sosyal medya paylaşımları ve haberleri nedeniyle 29 Aralık 2016 Perşembe sabahı gözaltına alındı.

Ahmet Şık, Emniyet’te ifadesini alan İstanbul Basın Savcısı Fahrettin Kerim Yerli’ye verdiği beyanda “Mesleki faaliyetlerimin soruşturma konusu edilmesini meslek ahlakıma hakaret sayarım, kimsenin de haddine değildir” dedi.

Şık aynı gün tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edildi.

İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği, 30 Aralık 2016’da, Şık hakkında “FETÖ/PDY ve PKK” propagandasını yaptığı iddiasıyla tutuklama kararı verdi.

Tutuklandıktan sonra Metris Cezaevi’ne götürülen Şık, 1 Ocak Pazar günü Metris’te, avukatı Can Atalay ile ses kaydı yapılamadığı için görüştürülmedi.

Şık’ın avukatları Fikret İlkiz, Can Atalay, Tora Pekin ve Abbas Yalçın 2 Ocak 2017’de Ahmet Şık’ın tutukluluğuna itiraz etti. İtiraz dilekçesinde “Ahmet Şık, hukukla ve gerçeklikle bağını tamamen koparmış soruşturmasında şüpheli yapılmış, aynı özelliklere sahip bir kararla da tutuklanmıştır. Hukuka, Anayasa’ya, yasalara, akla ve mantığa açıkça aykırı tutuklama kararına itiraz ediyoruz” dendi.

Şık daha sonra 3 Ocak’ta, Oda TV soruşturması kapsamında 375 gün tutulduğu Silivri Cezaevi’ne sevk edildi.

İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği, Şık'ın tutukluluğuna itirazını 4 Ocak 2017’de reddetti.

Şık, tutuklandığı 30 Aralık 2016 gününden sonra eşi Yonca Verdioğlu Şık’la ve avukatlarıyla ilk olarak 5 Ocak 2017’de görüştü.

Bu görüşmelerde Ahmet Şık’a Metris Cezaevi’nde kaldığı üç gün boyunca su verilmediği ve hem Metris’te hem Silivri’de tek başına tecritte tutulduğu ortaya çıktı.

Şık yılbaşı gecesi Reina’da 39 kişinin öldürüldüğü katliamı bile bu görüşmelerde öğrendi.

İki haftayı aşkın süre tecritte tutulan, gazete, kitap okuyamayan, kimseyle konuşturulmayan Şık, geçtiğimiz haftaiçi Özgür Gündem gazetesi sorumlu Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya’nın kaldığı koğuşa nakledildi.

CHP Eskişehir Milletvekili gazeteci Utku Çakırözer, 17 Ocak Salı günü tutuklu gazeteciler Ahmet Şık, Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Bülent Utku, Şahin Alpay ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tutulan gazeteci yazar Hüsnü Mahalli ile görüştü.

Çakırözer, Ahmet Şık’ın “Benim yaptığım gazetecilik. Gazeteciler cesur olmak zorunda. Cesur olmayan onurunu yitirir” dediğini aktardı.