Ezhel: Okullar sen boş bir adam ol, düşünme diye var!

Ezhel yaptığı açıklamada 'Suç, insanları aç bırakmaktır, bence.' ifadelerine yer verdi.

Ezhel: Okullar sen boş bir adam ol, düşünme diye var!

Rap kültürünün muhalif geleneğini sürdüren Ezhel, okulun düşünmeye engel olmak için var olduğunu belirtirken kapitalist sistem içerisinde çalışmayı reddettiğini açıkladı. Aç kalan insanın bir şey çalması değil, insanların aç bırakılması suçtur diyen Ezhel Yasaklar sadece işlerin büyümesine, güçlenmesine yol açar. Yasakladığın her ne ise mutlaka bir yerden patlar. dedi.

Posta'dan Işıl Cinmen'e konuşan Ezhel'in o röportajı şu şekilde;

Sayende sokaklarda “Süpermarketten çalsak bi' şey; sosis ve salam!”diyerek dolanan insanlar var! Gerçekten hırsızlık yaptın mı? 
Evet, karnımı doyurmak için çok çaldım. Açlığı bilmemiş insana kötü ya da komik gelebilir ama benim için çok gerçek bir durumdu açlık. Gidip mahalle bakkalından çalmıyordum, süpermarketten ton balığı, sucuk, salam çalıyordum.

Bunu ‘suç’ olarak görüyor musun?
Çok açsan yapacak bir şey yok. Suç, karnın açken sosis ve salam çalmak değildir; suç, insanları aç bırakmaktır, bence. Hem hırsızlığın yüceltildiği bir toplumda yaşamıyor muyuz zaten? Bu bir erdeme dönüşmüş gibi geliyor bana. 


KENDİMİ SANSÜRLEMEYECEĞİM


Herkesin saklayıp gizlemeye çalıştığı hırsızlık, seks, uyuşturucu gibi hikayeleri sen apaçık ve sansürsüz olarak anlatıyorsun şarkılarında. Ama burası Türkiye! Müziğin yayıldıkça korkmaya başladın mı?
Ne olursa olsun söylediklerimin, anlattığım hikayelerin arkasındayım. Evet, bu kadar yayılacağını düşünmüyordum ama sonuçta bir şekilde yayılacaktı. İnternetin önüne geçilemez, oraya bir şey koyduğun zaman kalıyor. Gelecekte de, ne olursa olsun şarkılarımın, sözlerimin arkasında duracağım.
İleride yazacağın şarkılar da bu kadar radikal olabilecek mi? Yoksa bir otosansür gelişir mi?
Ben içimden geleni yapmaya devam edeceğim, kendimi sansürlemeyeceğim. Hiçbir şeye özen bile göstermeyeceğim, sadece ne geliyorsa o. Kafamda anlatacak başka şeyler de var, onlara yoğunlaşacağım.

En büyük sorun çocukların da seni dinleyip sevmesi… İster istemez örnek alanlar oluyor. Sen bu konuda ne düşünüyorsun? 
Ben kimseye kötü örnek olacak bir şey söylediğimi düşünmüyorum ama çocukların beni dinlemesi beni de rahatsız ediyor. Fakat tüm dünyada böyle sözler yazan rap’çiler var. Ben de küçük yaşlarda rap’i Eminem ile tanıdım. Onun sözleri bin beterdir. Bu bir sorun ise, çözümü aileler düşünmeli. Çocukların küçük kontrolsüz internetle kullanması engellenmeli. 

YASAKLANAN ŞEY GÜÇLENİR

Zaten artık RTÜK de interneti denetleyecek. Bu seni nasıl etkileyecek?
İstediklerini yapsınlar biz bir şekilde hallederiz. Yasaklar sadece işlerin büyümesine, güçlenmesine yol açar. Yasakladığın her ne ise mutlaka bir yerden patlar.

Televizyona çıkmıyorsun değil mi?
Çıkarmazlar zaten diye düşünüyorum. Televizyonluk bir insan değilim. Sakıncalı.

Sezen Aksu’nun ‘Bu çocuk yıkılır’ twitini görünce ne hissettin?
O zamana kadar hakkımda söylenen kötü şeyleri, küfürleri duydukça “Aga ben çok kötü bir şey yaptım galiba”, “Sercan, sen ne yaptın ya?” diyordum kendi kendime. Sezen Aksu'nun "Yıkılır" twitini görünce kendime yüklenmeyi bıraktım. “Yapmak istediğimi yaptım, kim ne derse desin artık umurumda değil. Sezen Aksu beni sevdiyse, başkaları da mutlaka anlayacaktır” dedim.




Asıl adın Ömer Sercan İpekçioğlu. ‘Ezhel’ nereden çıktı?
Ezhel, Osmanlıca’da ‘aklı bir karış havada olan’ demek. 15 yaşında elime geçen Osmanlıca bir sözlükten seçtim bu adı. O zaman çok ergendim, zaten hala da aklım havada.

Artık para kazanıyor musun?
Evet, kendi hayatımı idare edebiliyorum. İstediğim zengin ya da ünlü olmak, pahalı arabalar sürmek değildi. Kendi müziğimi yaparak aç kalmamak, kimseye muhtaç olmamak, sosis ve salam çalmamak istiyordum. Bunu da başardım.
 

TÜM AİLE ALAYLI MÜZİSYEN


Yanağında ‘06’ dövmesi var. ‘Ankara çocuğu’ olmak nasıl bir şey? ‘İstanbul bebeleri’ne anlatır mısın?
Şarkısı var ya, “Ankara Ankara yetersin sen bana, güzel Ankara” diye. Aynen öyle, Ankara yeter insana. İstanbul'da hep keşfedilecek yeni bir şey varmış duygusuyla yaşıyorum. Ama Ankara’nın haritası avucumda açık. 

Nasıl bir ailede doğdun?
Bizde tüm aile alaylı müzisyendir. Annem, devlet halk dansları topluluğunda dansçıydı. Dedem klarnetçi, Erzincanlı. Anneannem de şarkı türkü söyler hep. Ben küçükken annem ve anneannem masaya vurarak bana ritm öğretirlerdi. Belki içimdeki ritim duygusu o sıralarda doğdu

Sen neler çalabiliyorsun?
Gitar, bağlama, ney, davul. Ama tabii hiç birinde usta değilim. Dayım da birçok enstrüman çalabiliyordu. Onu dinler, taklit ederdim.

BABAMI HİÇ GÖRMEDİM

Babandan hiç bahsetmedin…
Babam emekli gazeteci ama çok görüşmedim, tanımıyorum. Ben bir yaşındayken ayrılmışlar. Bir daha görmedim. Sadece Bodrum'da olduğunu biliyorum.

Peki, annen senin ünlü olmaya başlamanla ilgili endişeleniyor mu?
Annem en büyük paniği ben 15 yaşındayken yaşadı. Bir gün okuldan döndüm ve “Ben okulu bırakıyorum, rapçi olacağım” dedim. O günden sonra hiçbir şey o gün yaşadığı paniğin üzerine çıkamadı.

Niye bıraktın okulu?
Mantıksız geldi. Zamanımı boşa harcadığımı hissediyordum. Kullanmayacağım tonla bilgiyi kafama sıkıştırmaktansa hayatın içinde öğrenmeyi tercih ettim. Okullar sen boş bir adam ol, düşünme diye var, gibi geliyor bana.

İlkokul mezunu musun?
İlkokul mezunuydum ama annem üzüldüğü için sonradan açık liseyi bitirdim. Annem hep, “Oku, iş bul, çalış” diyordu. Rap ona, genç eğlencesi, serserilik gibi geliyordu. Ama şimdi çok mutlu. 

Hiç patronun oldu mu?
Oldu tabii. Çok işte çalıştım daha önce. Yastık atölyesinde de çalıştım, cafe’de de, duvar da ördüm, otelde bellboy’luk da yaptım. Anladım ki ben patrona gelemiyorum. Varoluşuma aykırı. Kimsenin cebini doldurmak için çalışamıyorum. Beraber emek verdiğim arkadaşlarımla kazandığımızı elbette paylaşırız. Ama o kapitalist sömürü düzenine girmektense aç kalırım daha iyi. 

ALBÜMÜ EVİN SALONUNDA KAYDETTİK


Albümü hazırlayacak parayı nereden buldun?
Albüm için para harcamadık ki. Arkadaşımın evinin salonunda kaydettik. Evde sadece bir koltuk, bir bilgisayar, bir de mikrofon vardı. Uyanır uyanmaz arkadaşlarla başlıyorduk kayıt yapmaya. Ben rap yaparken susuyorlardı, kaydı durdurunca herkes konuşmaya başlıyordu. Öyle bir ortam…
Arabesk müzik sevdiğini duydum. Rap ve arabesk duygusal olarak benziyor mu sence?
Acı benziyor. Ama Rap Çarliston biberidir, arabesk sağlam bir Chili biberi gibidir. Farkı ise arabesk acıyı kader olarak kabul eder, Rap isyan eder. Arabesk, Türkiye'nin Blues’udur. 


KONSERDE PARMAĞIMI KIRDILAR

Parmağına ne oldu?

İzmir’deki konserde bir seyircim kırdı! Tam sahneden inerken birisi şapkamı çekti, ben de tuttum refleks olarak. “Şapkanı verir misin?” diye sorsa verirdim belki ama benden zorla alınca sinirlendim. Bırakmadım. O tutunca beş kişi daha tuttu. Ben de onlara karşı çekerken kırılmış. 

Sonra adama küfür ettin Instagram’dan...
Ettim valla.

Özür diledi mi?
Hayır.

Sana küfür edenlere karşılık veriyor musun?
Küfür ve eleştiri umrumda da değil. Ama karşılık veririm, küfürleşiriz karşılıklı.

‘Küvet’ şakısında anlattığın kız, şarkıyı dinleyince ne dedi? 
Ne desin! Güldü hahaha. 

Devam ediyor mu ilişkiniz?
Hayır ilişkimiz bitti ama arada görüşüyoruz, kötü değiliz.

ezhel Ömer Sercan İpekçioğlu