Aysel Doğan: Dilek'in sevgilisi vardı, evlenecekti...

Metin Doğan ile Aysel Doğan, kızları Dilek'i, hayallerini, o günü ve sonrasını İleri Haber'e anlattı.
Aysel Doğan: Dilek'in sevgilisi vardı, evlenecekti...
1970-01-01 02:33:36   Güncelleme: 1970-01-01 02:00:00    

Dilek Doğan'ın vurulduğu Sarıyer Küçükarmutlu'daki evine doğru gidiyoruz. Belediye otobüsü mahalleye girmiyor çünkü olay çıkmış bilgisi geliyor. Mahalleye yürüyerek iniyoruz, polisin kullandığı biber gazı halen etkisini gösteriyor. Baba Metin Doğan'ı görüyoruz. Polis, kızı Dilek için kurulan "Adalet Çadırı"nı yıkmış. O da Dilek için adalet arayan insanlarla çadırın yeniden kurulmasına yardım ediyor. Bize 'Siz gidin ben gelirim' diyor. Evde Metin ve eşi Aysel Doğan ile oturuyoruz ve Dilek'i konuşuyoruz.  

"Kendisi için pek bir şey istemeyen bir kızdı" diye söze başlıyor annesi Aysel Doğan. Dilek'in hayalleri bir bir dökülüyor ağzından. Görüntüleri soruyoruz annesine. Polis kaynaklarının bahsettiği arbedeye değinerek, "Arbede yaşanıldı deniyor ama böyle bir tartışma olsaydı o kamera sandıkta arama yapan polisi değil arbedeyi izlerdi. Silah sesinden sonra adam kamerayı çeviriyor. Arbede olsa odadan çıkıp koridora gelmez miydi?" diyor. Kendisine sadece canlı bombanın sorulduğunu anlatan anne Doğan, "Sen canlı bombayı bizim evde mi arıyorsun? Sen Ankara'da neredeydin?" diye cevap verdiğini anlatıyor. 

Baba Metin Doğan "Polisin daha önce vermiş olduğu ifadelerde bizim üzerimize yıkmaya çalıştığı çatışma, kardeşi tetiğe bastı gibi iddialar karşısında görüntülere baktığımızda her şey apaçık olarak ortadadır. Biz o esnada (Dilek vurulduktan sonra) Ne yaptığımızı bile bilmiyoruz. Savcı görüntü var mı diye sorduğunda ben olmadığını biliyordum. Polis küçük bir kamera ile çekiyormuş" diye aktarıyor o geceyi.

POLİSİN SÖYLEDİKLERİ İDDİANAMEDEKİ GÖRÜNTÜLERLE ÖRTÜŞMÜYOR 

Kendilerine açılan soruşturmayı anımsatarak, "Kendilerinin verdiği şikayetlerle görüntülerin bağdaşacak bir yeri yok. Görüntüleri izlediğinizde adam diğer polisleri dışarı çıkarmış, arbede yaşanması gibi bir olay yok. İddianameye baktığımızda bizim konuşmalarımız, polislerin konuşması ortadadır. Polis amiri orada Dilek’e bir kaç sefer adını soruyor. Dilek kimliğini veriyor. 'Adın ne' diye soruyor. 'Dilek' diyor. Tekrar 'kimlik' diyor. Polis vurduktan sonra arbede yaşandı. Hatta hanım sandalye, terlik atıyor, hiç aklımıza bir şey gelmiyor. Sonra görüntülerden gördüm" diye anlatıyor.

Dilek vurulduktan sonra kendini kaybettiğini anlatan anne Doğan, "Üç hafta öncesinde çok kötüydüm. Psikiyatra gitmiştim, ilaç vermişti bana. İlaç içip yatmıştım. Ona rağmen kalkıp oturdum. Onlar aramaya geçince çoçukların sesi çıkmıyordu. Ben de oraya gittim ve 'Yavrum siz niye burada duruyorsunuz' diye sordum  Onlar da 'polis gelecek' dedi. Dilek'i vuran polis sonra 'senin adın ne' diye sordu Dilek’e. 'Dilek' dedi. Evde canlı bomba aradıklarını söylüyorlardı.

İÇ GÜVENLİK YASASIYLA SORGUSUZ SUALSİZ EV ARAMASI

Canlı bombayı yatağın ya da çekmecenin arasında aramanın bahane olduğunu belirterek sözüne başlayan baba Metin Doğan şöyle devam ediyor:

"Arama kararı olmadan geldiler. İç güvenlik yasası arama kararını sorma hakkımı elimden aldı. Sorgusuz sualsiz geliyorlar. Daha önce soruyorduk, okuyordu, kamera çeke çeke giriyordu. Aramalara çok alıştık. 1.5 ay geçtikten sonra artık operasyon bekliyoruz. İnsanları taciz etmek, korkutmak, sindirmek amaçlı kapılarımızı kırıyorlar. Dilek 'galoş giyin' demişti sadece...

SADECE KAFASINI SALLADI VE BABASINA BİR ŞEY SÖYLER GİBİYDİ

Hastane süreci ise ailenin dert yakındığı başka bir konu. Kendilerine hastane yönetimi tarafından bilgi verilmemesi üzererine Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile iletişime geçtiklerini belirterek Dilek'in durumu hakkında kendilerinden başka hiç kimseye bilgi verilmemesini istediklerini anlatan baba Doğan, şöyle devam ediyor:

"Doktorlar bize Dilek'in sağlık durumu için hiç 'kötü' demedi. Ameliyattan çıktığı zaman yanına gittim gördüm. Doktor görüştürdü. Hayati tehlikesi yoktu. Baktı bana ama konuşamadı, kafayı salladı. 'Baba sanki beni tut' der gibiydi. Gözleri açıktı. Gündüz saatlerinde 13.30 gibi bir iki kişi ziyaret ediyordu. Cuma günü eşimle ziyaret ettiğimizde ise Dilek'in vücudu tamamen bitmişti. Doktorlara ‘Buz gibi, bu ölmüş bizi uyutuyorsunuz’ dedim."

BEN 'KIZIMIN BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞTİ Mİ' DİYE SORDUM DOKTOR BAŞINI SALLADI 

Anne Aysel Doğan, babanın bıraktığı yerden devam ediyor ve doktorun başını sallayarak kendisine kızının öldüğünü işaret ettiğini anlatıyor:

"Doktor 'nabzı yavaş çalışıyor. Beynine oksijen gitmiyor' dedi. 'Kızımın beyin ölümü gerçekleşmiş mi' diye sordum doktora, o da kafasını salladı. Ben o an bağırdım. Doktor 'Siz yanlış anladınız. Kızınızın kurtulmasını istemiyorsunuz' diye beni sakinleştirmeye çalıştı. Ancak ben feryatlar içinde çığlık atarak dışarıya fırladım. Tek bir damarı atıyordu. Makineyle mi çalıştırıyorlardı kalbini bilmiyorum. Bedeni şişmişti."  

Baba kızının hayatını kaybettiğini ancak bunun bilgisini alan bir akrabasının kendilerine haber vermediğini belirterek "Oluşacak bir karışıklık veya olay için bize bilgi vermemiş" diye konuşuyor.  

Polislerin hastaneye birikmesi üzerine şüphelendiklerini belirten acılı baba sonrasını şöyle anlatıyor:

"Hastane önünde duranlardan bir kişi 'Biri kafasından vuruldu onun içindir' dedi. Ben de öyle zannnetim, herhalde bir olay çıkmasın diye toplanmışlardır diye düşündüm. Meğer öyle değilmiş, Dilek’in ölümü gerçekleşmiş, polisler o yüzden birikmiş. Dilek’in cenazesi Adli Tıbba götürülmüş. Adli Tıbba götürüldükten sonra bize haber verildi."

HASTANE YÖNETİMİ BİZE BİLGİ VERMEDİ

Hastane o süre zarfında anneye babaya Dilek'in ölümünü haber vermemiş. Baba hastanenin başhekimiyle bu konuyu konuştuklarını "Bize bilgi vermemenizin sebebi ne?" diye sorduklarını ve hastane yönetimine bu konuda dilekçe vermelerine rağmen kendilerinin hiçe sayıldığını belirtiyor. 

Hastane yönetimi ise iddiaları reddediyor, Başhekim 'öyle birşeyimiz olmadı' diyor. Baba hastane yönetimini  "Siz söylemediyseniz, nasıl harekete geçtiler. O zaman buranın sahibi siz değilsiniz, polis sahibi. Siz bizi dilekçemize rağmen hiçe saydınız ve cenazeyi kaçırttınız" şeklinde suçluyor. 

'CENAZEYİ GAZİ MAHALLESİ'NE GÖTÜRMEYİN PARA VERELİM' TEKLİFİ

Dilek, Adli Tıptayken aileden amcayla polisin yaşadığı tartışmayı anlatan baba Metin Doğan, kendilerine cenazeyi Gazi Mahallesi'ne götürülmemesi karşılığında para teklif edildiğini söylüyor:  

"Polisle amca arasında 'Cenazeyi nereye götüreceksiniz?' gibi konuşmalar da geçmiş. Polis 'Biz masrafı karşılarız' diyor. Biz de 'size ne?' dedik. Dilek eğer Gazi’ye gömülürse durum farklılaşır gibisinden bir hesap yaptılar. O boyutu düşünüyorlar. Onlara cenazeyi nereye gömeceğimiz bizim sorunumuz şeklinde konuştum. Cenazeyi köyümüze götürdük."

AVUKAT OLMAK İSTİYORMUŞ

Son olarak ailenin ağzından kızları Dilek'i ve yarım kalan hayallerini dinliyoruz:

Baba Metin Doğan anlatıyor: Dilek hümanistti. Birileri 'param yok' desin, annesine 'bu adam aç' der ve götürür verirdi. Dilek’in haksızlığa tahammülü yoktu, gözü karaydı. Burada sana karşı bir haksızlık yapılıyorsa tanısın tanımasın müdahale ederdi. Evlenen abisi için kredi çekti. O krediyi ödüyordu. 21 bin TL çekmişti, 18 binini ödemişti. 1995-1996’da cezaevine girdiğim sürede geliyordu, 'avukat olacağım, haksızlığa göğüs gereceğim' diyordu. 

BABASINA SÖYLEYEMEDİ

Anne Aysel Doğan anlatıyor: Kendi için pek bir şey isteyen bir kız değildi. Abileri için, annesi babası için çalışırdı. Evlenecekti. Sevgilisi varmış zaten. Bana söyledi de babasına söyleyemedi. 'Ben bu baskınlardan bıktım. Gidip kafamı dinlemek istiyorum' diyordu. Ben de 'babanı ikna et' derdim. Son zamanlarda sanki içime doğmuş gibi. Babasına 'Bu evi değiştirelim. Dilek bu evden bıktı' dedim. Artık baskınlardan sinirleri bozulmuştu. Babası da ağzımı aradı ve 'senin bildiğin biri vardır' diye sordu. Dilek'e soracaktı fırsatı olmadı.

'SORACAKTIM OLMADI'  

Baba Metin Doğan: Tam soracaktım, kıyamadım. 'Yaşın kemale ermiştir, kendi kararını verecek durumdasın' diyecektim. Bir türlü kıyıp da soramadım. Benim için insan olsun fark etmez. İnsanlar dürüst olsun, haksızla haklıyı ayırt edebilecek durumda olsun. Soracaktım olmadı. Bir türlü soramadım.

İleri Haber


dilek doğan metin doğan aysel doğan polis