Erkan Baş: Kutsal kitapların arkasına sığınmaları tesadüf değil

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Meclis'te basın açıklaması düzenledi. Erkan Baş basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Erkan Baş: Kutsal kitapların arkasına sığınmaları tesadüf değil
2020-06-02 17:57:28    

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, Meclis'te haftalık basın toplantısında konuştu.

Erkan Baş konuşmasına 'Tüm emekçileri, gençleri, kadınları sevgiyle, saygıyla selamlıyorum' diyerek başlarken, yurttaşlara sağlıklı günler diledi.

Gezi Direnişi'nin 7. yıl dönümünde 'Direniş sırasında kaybettiğimiz tüm kardeşlerimizi sevgiyle andığımızı ifade etmek istiyorum' diyen Baş, şunları söyledi:

'GEZİ DİRENİŞİ YOL GÖSTERİCİMİZ OLMAYA DEVAM EDİYOR'

'İktidarın hala en büyük korkularından birisi olan Gezi Direnişi, milyonlarca yurttaşın dâhil olduğu tarihimizin en büyük halk isyanlarından birisi olarak yalnızca geçmişimiz değil, aydınlık yarınlar için yol göstericimiz olmaya devam ediyor.

7 yıl sonra bugün bir dizi iktidar yanlısı siyasetçinin ABD’de polis tarafından öldürülen bir insan üzerinden polis şiddetini protesto eden açıklamalarını görünce Gezi Direnişi sırasında aynı iktidarın emirleri ile gencecik çocuklarımızı öldüren polis şiddetine işaret ederek devam edelim. Bizim açımızdan herhangi bir baskıcı iktidara karşı sesini yükselten, direnişler haklıdır. Buna karşı dünyanın neresinde olursa olsun uygulanan devlet kaynaklı şiddet ise hem hukuk dışı hem gayrı meşrudur.'

'HALKA KARŞI SUÇ İŞLEYENLERİN KUTSAL KİTAPLARIN ARKASINA SAKLANMASI TESADÜF DEĞİL'

ABD Başkanı Donald Trump'ın elindeki İncil'le kilise önünde yaptığı konuşmayı hatırlatan Erkan Baş, 'Burada özel olarak ABD’de yaşanan polis şiddeti sonrasında Trump’un elinde İncil ile basının karşısına çıkmasına işaret etmek istiyorum. Dünya’nın her yerinde otoriter iktidarların, halka karşı suç işlerken dinin arkasına saklanmasını, kutsal kitapların arkasına sığınması sadece bir tesadüf değil' ifadelerini kullandı.

'AKP-MHP KRİZ DÖNEMİNDE 48 GÜN MECLİS'İ ÇALIŞTIRMADI'

Meclis'in, 23 Nisan özel oturumu sayılmazsa koronavirüs salgını ve ekonomik krize rağmen AKP-MHP ortaklığı ile çalıştırılmadığını ifade eden Erkan Baş 'Bu AKP’nin Saray merkezli siyasal kurgusunun ve TBMM’ni sadece Saray’dan gelen talimatların hayata geçmesi için kimi prosedürlerin yerine getirilmesi gereken bir mekan olarak gördüğünün göstergesi. Burada esas sorumluluk AKP-MHP çoğunluğunun olmakla birlikte muhalefetin bu oyunu bozmak için gereken dirayeti göstermemesini de büyük bir eksiklik olarak kayda geçirmek isterim' şeklinde konuştu.

TİP Başkanı konuşmasına şöyle devam etti:

'Sonuç olarak, AKP-MHP çoğunluğu patronlar ve iktidar açısından ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri yaptıktan sonra TBMM’yi fiilen çalıştırmamış, şimdi de yeniden sadece kendilerinin ihtiyaç duyduğu düzenlemeleri yapmak üzere 1,5 aylık yoğun bir mesai planlamış durumdalar. Ardından zaten yasama yılının sonuna gelmiş olacağız ve TBMM yeniden kapanacak.'

'MECLİS'İN İLK GÜNDEMİ BEKÇİLER...'

Halk salgın ve krizle boğuşurken 48 gün kapalı olan Meclis'in tekrar açılmasının ardından ilk gündemin mahalle bekçileri olduğunu belirten Baş, 'Örneğin biraz evvel polis şiddetinden söz ettik, şimdi Meclis açılıyor ve ilk gündeme gelen mahalle bekçileri yasası oluyor….

Memlekette işsizlikten intihar vakalarının devam ettiği, asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı, salgın günlerinde milyonlarca emekçinin bir de yaşam mücadelesi verdiği bir tabloda 48 gündür çalışmamış olmak yetmiyormuş gibi, iktidarın mahallelerdeki kolluk gücüne yeni yetkiler tanıdığı bir kanun teklifi ile başlamak iktidarın Türkiye’ye nasıl baktığına ilişkin bir görüntü veriyor.

Vatandaşa sadece daha fazla borç veriyorlar. Kredi ilan edip bayram yapmamızı istiyorlar.

Elektrik, su, doğalgaz faturalarını ertelediler. Ödeyemedik, şimdi kredi verip onları ödetip daha çok borca sokacaklar' ifadelerini kullandı.

'AKP VE MHP MESLEK ÖRGÜTLERİNİ ELE GEÇİRMEK İSTİYOR'

AKP ve MHP'nin barolar ve meslek örgütlerini ele geçirmek istediğini söyleyen Erkan Baş şu ifadeleri kullandı:

'Memleketin her tarafını betona çeviren rantı anlayışa karşı halkın haklarını, kamu adına koruma mücadelesi veren Mimar ve Mühendislerin meslek örgütü TMMOB’ni ele geçirmeye çalışan bir planın hazırlıklarının yapıldığını biliyoruz. 

Türkiye’de hukuk ayaklar altına alınmış. İktidarın korunması muhalefetin ezilmesi ve sindirilmesi için bir araca çevrilmiş durumda. Tüm hukuk kurumları iktidara bağlanmış bir miktar bağımsızlığını korumaya çalışan savunma örgütlerinin de tasfiyesi için Baroları hedef tahtasına yerleştirilmiş durumda. 'Nasıl olsa çoğunluğuz baroları istediğimiz gibi dizayn ederiz' düşüncesindeler.'

TİP Genel Başkanı Erkan Baş konuşmasına şöyle devam etti:

'HAZİNEDEN ALDIĞINIZ MİLYONLARCA LİRAYI KONUŞALIM'

'Bütün bu tablo içerisinde bir de Siyasi Partiler Kanunu'nu, Seçim Kanunu'nu, Milletvekili transferlerini, Meclis iç tüzüğünü tartışıyoruz. Siz bir bütün olarak memleketi karanlık bir yere doğru antidemokratik bir yönetimi kalıcılaştıracak adımlar atarak sürükleyeceksiniz ama öbür taraftan biz bekleyeceğiz ki aynı yönetim Siyasi Partiler Kanunu'nda bir demokratikleşmeyi sağlayacak... Böyle bir beklenti zaten tabiata aykırı olur. 

Kendilerinin 'etik dışı' diye tarif ettiği bir başlık var. Bu parlamentoda 'milletvekili transferleri' başlığında ne olmuş? 2 TİP milletvekili HDP listesinden girmiş, daha sonra kendi partilerine katılmışlar, 2 SP milletvekili CHP listelerinden girmiş, DP 1 milletvekilini İYİ P. listelerinden sokmuş ve BBP de 1 milletvekilini AKP'den sokmuş... Bu partiler yasaların izin verdiği bir biçimde Meclis'e girmişler. Dikkat ederseniz hem Millet İttifakı içerisinde hem Cumhur İttifakı içerisinde hem de bu iki ittifakın dışında duran HDP içerisinde bu gerçekleşmiş. Bunun dışında İYİ P’den AKP’ye 2 vekil MHP’ye 1 vekil geçmiş. Cumhur’dan Millete 3 vekil geçmiş. Transferlere 'etik değil' diyen iktidar, ittifaklar arası tek vekil transferini yapmış... 

Daha bir yıl oldu, yerel seçimlerden bu yana kaç hafta 'a partisinden' AKP'ye katılan belediye başkanlarına rozetler takıldı. Hani siyasette etik tartışıyorduk? Geride kalan dönemde bütün transferleri siz yaptınız. 

Ciddi tartışacaksak buyurun tartışalım. Yıllardır söylüyoruz; Siyasi Partiler Kanunu 12 Eylül faşist cuntasının ürünüdür. Sizin partilerinizin hepsi parası olanların konuşabildiği, etrafında zenginlerin kümelendiği yöneticilerden ibaret. Bu ülkedeki milyonlarca işçinin, emekçini, yoksulun, kadının, gencin siyaset yapma kanallarının hepsini kapatmışsınız. Madem Siyasi Partiler Kanunu'nu konuşacağız, Hazine'den aldığınız milyonlarca lirayı tartışalım. Milyonlarca lira alan partiler var burada.'

'İKTİDAR GENÇLERİ GÖZDEN ÇIKARDI'

'Genç kardeşlerimiz özellikle pandemi süresinde iktidarın gözden çıkardığı topluluk haline gelmiş durumda. Akıl alır bir şey değil. Bu memleketin en büyük ihtiyacı, nitelikli genç nüfusa sahip olması. Bu memleketin geleceğini düşünen herhangi birisinin yapması gereken ilk şey bu ülkenin gençlerinin hayatını güvence altına almak. Gençlerin özgürlüğünü, mutluluğunu, huzurunu, sağlığını düşünen politikalar geliştirmektir. Ama ne yapıyorlar turizm patronları üç kuruş daha fazla para kazanacak diye bu memleketteki binlerce genci sınav stresini katlayan, sağlıksız ortamlarda sınava girmesine neden olan büyük yanlışlara imza atıyorlar.