20 kişinin konuştuğu dilde film çektiler

Kanada yapımı ‘Edge of the Knife’ adlı film bir aile trajedisini anlatıyor.

 20 kişinin konuştuğu dilde film çektiler

Şimdiye kadar çekilen sayısız film gibi, aile sevgisi, kayıp, ihanet gibi konulara odaklanıyor. Ancak, filmi onlardan ayıran çok önemli bir özelliği var. Sadece 20 kişinin konuştuğu bir dilde, Kanada’nın batı sahiline 62 mil mesafedeki Haida Gwaii Takımadası’nda yaşayan yerlilerin konuştuğu ‘Haida’ dilinde çekildi. Filmin Haida konuşmayan 22 oyuncusuna çekimlerden önce ders verildi.

Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan Haida dilindeki adı ‘Sgaawaau K’uuna’ olan filmin yönetmeni ve senaristi Gwaai Edenshaw da bir Haida. Anneannesi Diane Brown ise Haida’yı konuşan son kişilerden biri ve filmin oyuncusu.

“Filmi çekerken dilin yok olmak üzere olduğunu gündeme getirmeyi ve çocuklarımızın öğrenmesini sağlamayı hedefledik” diyen Brown, 1853’te Britanya kolonisi olan Haida Gwaii’de yaşayan halkın yok olması için Avrupalıların bir dönem kasıtlı olarak çiçek gibi hastalıkların virüsünü taşıyan battaniye ve şal verdiğini anlatıyor.

“Bunları büyüklerimden dinlerdim” diyen Brown kendisinin çocukluğunda ise okulda kötü muamele gördüklerini ve dillerini konuşmanın yasak olduğunu anlatarak şöyle devam ediyor: “Konuşursak dayak yerdik. ‘Haida konuşursanız cehenneme gidersiniz’ diyen öğretmenlerimiz vardı. Böylece dilin kuşaktan kuşağı aktarılması engellendi. Hem koloni zamanında hem de sonrasında asimilasyona uğradık.”

Günümüzde nüfusları 3 bin 500’e inen ancak dilini sadece 20 kişinin konuştuğu yerliler göğüslerine geometrik şekillerin dövmesini yaptırıyor ve ağaç yapraklarından oluşan kıyafetleri giyiyor.

Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO verilerine göre Kanada’da 70 yerli dili konuşuluyor. En kalabalık yerli nüfusu British Columbia’da yaşıyor. Ancak 172 bin 520 kişilik bu nüfusun sadece yüzde 3’ü anadilini akıcı şekilde konuşuyor.

Yerli topluluklardan biri olan Krilere mensup milletvekili Robert-Falcon Ouellette (üstte), filmi çeken ekip gibi dillerini yaşatmak isteyenlerin parlamentodaki sesi olarak nitelendiriliyor. Parlamentoda yerli dili konuşan ilk milletvekili olan Ouellette, “Herkes kendi dilini konuşabilmeli” diyor.